- KURANIN İCAZINI ORTAYA KOYAN ÜÇ ÖZELLİK;
1- SÖZ SANATI,
2- ÜSLUP VE ŞEKİL ÖZELLİĞİ,
3-MUHTEVA ÖZELLİĞİ.
-NESH; DEĞİŞTİRMEK, GİDERMEK. SONRA GELEN BİR NASSIN ÖNCEKİNİN HÜKMÜNÜ KALDIRMASIDIR.
- NASİH; NESH EDEN.
- MENSUH; NESH EDİLEN.
EBU BEKİR İBNÜL ARABİ, SUYUTİ; NESİH – MENSUH AYET SAYISININ 20 OLDUĞUNU BELİRTİR.
-FASLI HACEVİ, ON İKİYE; HİNDİSTANLI ŞAH VELİYYULLAH DA BEŞ E KADAR İNDİRİR.
- ŞAH VELİYYULLAH IN MENSUH OLDUĞUNU KABUL ETTİĞİ BEŞ AYETTEN ÜÇÜ, RASÜLÜLLAH İLE İLGİLİDİR;
1- PEYGAMBERE MAHSUS EVLENME HAKKI,
2- GECE (TEHECCÜD) NAMAZI,
3- PEYGAMBERLE GİZLİ BİR ŞEY KONUŞMAK İSTEYENLERİN ÖNCEDEN FUKARAYA SADAKA VERMELERİNİ İSTEYEN AYETTİR.
- GERİYE KALAN İKİ AYET İSE;
1- BAKARA SURESİNİN 180. AYETİ (VASİYET AYETİ), NİSA (4 /11 – 12) AYETİ İLE NESH EDİLDİĞİ,
2-ENFAL SURESİNİN 65. AYETİ (SAVAŞ TEŞVİKİ) İLE AYNI SURENİN 66. AYETİ İLE NESH EDİLDİĞİ.
- KURAN İLİMLERİNİN EN ÖNEMLİSİ TEFSİRDİR. DİĞER İLİMLER; ONUN YARDIMCISI GİBİDİR.
- TEFSİR; AÇIKLAMAK, AÇMAK, MADDİ BİR ŞEYİN ÜSTÜNÜ AÇIP ORTAYA ÇIKARMAK, MANAYI AÇMAK, AÇIK HALE GETİRMEK.
- TEFSİR; BEŞER İÇİN MÜMKÜN OLAN ÖLÇÜDE ALLAHIN MURADINI ARAŞTIRAN, ANLAMA YOLLARINI GÖSTEREN İLİM DALIDIR.
- TE’VİL İSE; SÖZÜ AÇIKLAMAK, MANASINI BELİRLEMEYE ÇALIŞMAKTIR.
- TE’VİL; AÇIKLANAN SÖZDEN KASTEDİLEN OLAYIN, ONUNLA ANLATILMAK İSTENEN ŞEYİN KENDİSİ, YANİ GERÇEKLEŞMESİDİR.
- FIKIHÇILARA GÖRE TE’VİL; GEÇERLİ BİR SAHABE VE DELİLE DAYALI OLARAK SÖZÜ ÖNCELİKLİ (RACİH) MANASINDA DEĞİL DE, İKİNCİ DERECEDE AKLA GELEN MANASINDA ALMAK, BÖYLE ANLAMAK VE YORUMLAMAKTIR.
- EBU MANSUR EL MATURİDİ YE GÖRE TEFSİR; ALLAHIN KELAMMINDAN MURADINNIN NE OLDUĞUNU KESİN OLARAK BELİRLEMEK, “ALLAH BUNU MURAT VE KASTETMİŞTİR” DİYEREK, ONUN ADINA SÖZ SÖYLEMEK, ŞAHİTLİK ETMEKTİR. TE’VİL İSE; KESİN AÇIKLAMA VE ŞAHİTLİK SÖZ KONUSU OLMAKSIZIN KELAMIN, MUHTEMEL MANALARINDAN BİRİNİ TERCİH ETMEKTİR.
- TEFSİR; KURANIN ARAPÇA VEYA BAŞKA DİLLE YAPILAN AÇIKLAMALARIDIR. BU ALIKLAMALARIN AYET VE HADİSLERLE SAHABE RİVAYETLERİNE DAYANAN KISMINA “RİVAYET TEFSİRİ”; BAŞTA DİL İLMİ OLMAK ÜZERE DİĞER YARDIMCI BİLGİLERE, AKLİ VERİLERE DAYANILARAK YAPILAN KISMINA İSE “ DİRAYET TEFİRİ” DENİR.
- TE’VİL İSE; GEÇERLİ BİR SEBEBE DAYANARAK SÖZÜ, ONDAN ANLAŞILAN AÇIK (ZAHİR) MANA YERİNE, NİSBETEN KAPALI VEYA İKİNCİ DERECEDE BULUNAN BAŞKA BİR MANADA ANLAYIP YORUMLAMAKTIR.
- MANTUK; SÖZÜN İÇERİĞİ, SÖZÜN KARŞILIĞI OLAN MANA.
- İMAM ŞAFİİ à ER RİSALE.
- GAZALİ -à EL MÜSTESFA MİN İLMÜL USÜL.
- MANTUK; SÖYLENEN. MANAYA SÖZDEN, SÖZÜN LÜGAT ANLAMINDAN ULAŞILIYORSA ANLAŞILANA MANTUK DENİR.
-MEFHUM; SÖYLENENDEN, LAFIZDAN DEĞİL DE ONUN MANASI ÜZERİNDE DÜŞÜNÜLEREK, BİR TAKIM İŞARETLER VE KARİNELER DEĞERLENDİRİLEREK BİR BAŞKA MANAYA VE HÜKME ULAŞILIYORSA BUNA DA MEFHUM DENİR.
- NASS; MANTUK (SÖYLENEN) MANA BAKIMINDAN TEK İHTİMALLİ İSE NASS İSMİNİ ALIR.
- ZAHİR; MANTUK (SÖYLENEN) MANA BAKIMINDAN ÇOK İHTİMALLİ İSE ZAHİR İSMİNİ ALIR.
- LAFZIN MANTUKU İLE TEK MANAYI İHTİVA ETMESİ DE;
1- MUTABAKAT,
2-TAZAMMUN,
3-İLTİZAM, ŞEKLİNDE OLURSA, “SARİH” OLUR.
- SÖZDEN MANAYA GİDİŞ;
1- İKTİZA,
2-İMA,
3- İŞARET YOLLARIYLA OLURSA “GAYRI SARİH” OLUR.
-MEFHUM; SÖYLENENDEN (MANTUK) ÇIKARILAN AMA SÖYLENMEMİŞ OLAN (SÖZDE GEÇMEYEN) MANADIR.
- MUVAFIK MEFHUM; MEFHUM DİYE İFADE EDİLEN MANA MANTUKTAN ANLAŞILAN MANAYA UYGUN İSE, MUVAFIK MEFHUM OLUR.
- LAHNÜL HİTAB; İKİ MANA, HÜKÜM VE ETKİ BAKIMINDAN EŞİT İSE, MEFHUMDAN ÇIKARILANA, LAHNÜL HİTAB DENİR.
- FAHVEL HİTAB; İKİ MANA, HÜKÜM VE ETKİ BAKIMINDAN, BİRİ DİĞERİNDEN DAHA KUVVETLİ İSE, FAHVEL HİTAB DENİR.
- DELİLÜL HİTAB; MANTUK İLE MEFHUM ARASINDA UYGUNLUK DEĞİL, BİR YÖNDEN AYKIRILIK (MUHALEFET) VAR İSE, MUHALİF MEFHUMA ULAŞILMIŞ VE BUNA DELİLÜL HİTAB DENİR.
- TESİR ÇEŞİTLERİ;
1- RİVAYET TEFSİRLERİ,
2- DİRAYET (REY) TEFSİRLERİ,
3- İKİ METODU CEM EDEN TEFSİRLER,
4- TASAVVUFİ (İŞARİ) TEFSİRLER,
5- KONULARINA GÖRE TEFSİRLER,
6- TERKİB VE TAHLİLE DAYALI (SİSTEMATİK) TEFSİRLER.
- RİVAYET TEFSİRİ: KURANI; KURANA, HADİSE, SAHABE VETABİİNİN RİVAYETLERİNE DAYANARAK ANLAMA VE YORUMLAMA USÜLÜNÜN ÜRÜNÜ OLAN TEFSİRLERE, RİVAYET TEFSİRİ (TEFSİRİ BİR RİVAYE) VEYA “NAKLE DAYANAN TEFSİR” (TEFSİRİ BİL MENSUR) DENİR. BUNLAR;
1- MUHAMMED BİN CERİR ET TABERİ – CAMİUL BEYAN AN TEVİLİ AYİL KURAN,
2- İBNİ KESİR – TEFSİRÜL KURAN VEYA FETHUL BEYAN Fİ MEKASİDİL KURAN,
3- SUYUTİ – ED DÜRRUL MENSUR Fİ TEFSİRİ BİL MENSUR.
- DİRAYET VEYA REY TEFSİRİ: DİRAYET VEYA REY; AKLA VE İCTİHADA DAYALI ANLAYIŞ VE GÖRÜŞ DEMEKTİR.
-REY TEFSİRLERİ;
1- MAKBUL OLAN REY TEFSİRLERİ,
2- MAKBUL OLMAYAN REY TEFSİRLERİ, DİYE İKİYE AYRILIR.
- SÜNNİLERE GÖRE MAKBUL REY TEFSİRLERİNİN EN MEŞHURLARI;
1- EBU MANSUR EL MATURİDİ – TEVİLATÜL KURAN,
2- MAHMUD BİN ÖMER EZ ZEMAHŞERİ – EL KEŞŞAF,
3- FAHREDDİN ER RAZİ – MEFATİHUL GAYB,
4- ABDULLAH BİN ÖMER-
5- EL BEYZAVİ- ENVARÜTTENZİL.
- İKİ METODU CEM EDEN TEFSİRLER (HEM DİRAYET HEM DE RİVAYET OLANLAR):
1- YEMENLİ SÜNNİ FIKIHÇI VE TEFSİRCİ ŞEVKANİ – FETHUL KAADİR,
2- İRANLI MUHAMMED HÜSEYİN TABATABAİ – EL MİZAN Fİ TEFSİRİL KURAN,
- TASAVVUFİ ( İŞARİ TEFSİR): SUFİ NİN KALBİNE DOĞDUĞU KABUL EDİLEN İLHAM VE İŞARETLERE DAYANARAK AYETLERİN YORUMLANMASINA, İŞARİ (TASAVUFİ) TEFSİR DENİR.
- TASAVVUF; İŞARET, SEZGİ İLMİ.
- SUFİLERE GÖRE; KURANDAKİ KELİME VE CÜMLELERİN, DIŞ (ZAHİR) ANLAMLARINDAN BAŞKA BİR DE İÇ (batın) MANALARI VARDIR.
- İÇ (BATINİ) MANALARA ULAŞMAK; BİLGİ BİRİKİMİ VE TEFEKKÜR YANINDA AHLAKİ OLGUNLUĞU DA GEREKTİRİR.
- KURANIN DIŞ (ZAHİRİ) ANLAMINI, ARAPÇA BİLENLER; İÇ (BATINİ) ANLAMINI YAKİN EHLİ OLAN ARİFLER ANLARLAR.
- SUFİLER; İŞARET YOLUYLA ÇIKARILAN MANANIN GEÇRLİ SAYILMASI İÇİN, BUNUN ZAHİRİ MANAYA AYKIRI DÜŞMEMESİNİ GEREKLİ GÖRÜRLER.
- FÜSUHUL HİKEM İN ŞARİHLERİ;
1- ABDÜRREZZAK KAŞANİ,
2- KIVAMÜDDİN ABDURRAHMAN CAMİ,
3- DAVUDU KAYSERİ,
4- BALİ EFENDİ,
- TASAVVUFİ MAHİYETTE TEFSİR YAZAN İLK KİŞİNİN İBNİ ATA OLDUĞU KABUL EDİLİR. ANCAK ONUN ESERİ, GÜNÜMÜZE KADAR ULAŞMAMIŞTIR.
- TASAVVUFİ (İŞARİ) TEFSİR YAZANLAR;
1- İBNİ ATA,
2- MUHYİDDİNİ ARABİ,
3- SEHL BİN ABDULLAH ET TÜSTERİ- TEFSİRÜL KURANİL AZİM,
4- EBU ABDURRAHMAN ES SÜLEMİ – HAKİKATÜTTEFSİR,
5- ABDÜL KERİM EL KÜŞEYRİ – LETAİFÜL İŞARAT,
6- KAŞANİ – TEVİLATÜL KURAN,
7- SADREDDİN KONAVİ- İCAZÜL BEYAN,
8- EBU BEREKAT CEMALEDDİN ES SAFEDİ - KEŞFÜL ESRAR VE HETKÜL ESTAR,
9- NİZAMEDDİN HASAN BİN MUHAMMED EN NİŞABURİ - GARAİBÜL KURAN FİREGAİİL FURKAN,
10- ABDURRAHMAN CAMİ – TEFSİRUL CAMİ,
11- İSMAİL HAKKI BURSEVİ – RUHUL BEYAN.
-farklı okuma sebebi; hz. Ebu bekir zamanında yazılan nüshada “yedi harf” bulunması, bu bakımdan bölge ve kabileler arasında farklı okumalara neden oluyor. Ayrıca bazı sahabilerin “özel nüshaları”nda, kurandan olmayan bir kısım açıklayıcı bilgilerin bulunması idi.
- halife osman, yine zeyd bin sabit başkanlığında dört kişiden oluşan bir heyet kurmuş, heyete de daha önceden yazılan mushafı ve kureyş lehçesini esas alıp, diğerlerine (diğer harflere) yer vermeden bir kaç nüsha mushaf yazmaları, yani ana nüshadan bir kaç kopya çıkarmaları emrini vermiştir. Heyet, yedi nüsha yazmıştır. - halife; bundan sonra kuranın bu nüshalardaki şekil ve lehçeye göre yazılığ okunmasını, ona uymayan farklı lehçelerden kelimelerle açıklamaları ihtiva eden özel yazmaların yok edilmesini istemiştir. - hz. Osman; heyete hazırlattığı yedi nüshanın üçü, günümüze kadar gelmiiştir. Bu üç nüshadan biri, osmanlıların medine den çıkarken yanlarında getirdikleri ve halen topkapı sarayı müzesinde bulunan nüdhadır. Ikincisi; timur un şamdan alıp götürdüğü nüshadır ve halen taşkent te bulunmaktadır. üçüncüsü ise; ingilizlerin moğol hükümdarlarının sarayından alıp götürdükleri ve londra india office kütüphanesine koydukları nüshadır. - medine mushafı günümüze kadar gelmiştir. Kufe mushafının 1689 da suriye de olduğu hakkında kesin bilgiler vardır. şam mushafı, son zamanlara kadar korunmuş olup suriyeli abdülhakim efgani tarafından resim yapar gibi aynen kopya edilen bir nüshası şam da bulunmaktadır. - bir çok hadiste; kuranın “yedi harf” üzerine indirildiği zikredilmiştir. Bu yedi harfden maksat; 1-yedi arap kabilesinin lehçeleridir. 2- aynı manaya gelen kelimelerin birbirinin yerine kullanılmasıdır. - kuran; arapçanın kureyş lehçesine uygun olarak vehyedilmiştir. Allah; kureyş lehçesinden farklı lehçeleri bulunan arap kabilelerine kolaylık olsun diye bazı kelimeleri, aynı manada olup onların kullandıkları kelimelerle de ifade buyurmuş yani bu kelimeleri de vahyetmiştir. Yani bir mana karşılığında en çok yedi farklı kelime kullanılmıştır. - kurana muhatap olan arap kabileleri; ortak bir dil (arapça) konuşmamakla beraber aralarında lehçe farklılıkları vardı ve farklı kabilelrer bazı kavram ve nesneler için farklı kelimeler kullanırlardı. - hz. Peygamber; kureyş kabilesindendi ve bu kabilenin dili en gelişmiş arap lehçesiydi. - hz. Osmanın zamanında ana nüshadan kopya edilen nüshalar, kureyş lehçesine göre yazılmıştır. - tecvid = güzel okuma. - vücuhul kırae = (okuma şekilleri) = hz. Peygambere dayandığı kabul edilir. - kıraati seb’a = genel kabüle göre, mütevatir rivayete dayalı yedi okuma şeklidir. - kıraati aşere = çoğunluğa göre, mütevatir bazı alimlere göre meşhur rivayete dayalı üç okuma şeklinin daha, yedi okuma şekline eklenmesi ile elde edilen on okuma şeklidir. - takrib; kıraati aşere imamlarının ravileri ile o ravilerin ravileri arasındaki küçük ihtilafları ifade etmektedir. - şaz olmak; muteber olan şartları taşımamak. - kuranın gönderiliş amacı; 1- insanların inançlarını düzeltmek, 2- ahlakını güzelleştirmek, 3- dünya hayatını düzene koymak, 4- ilahi irade, rıza ve düzene uygun bir dünya hayatından sonra ve bu sayede onlara ebedi saadetlerini kazandırmaktır. - kuran; 114 sureden oluşmaktave ayet sayısı 6236 dır. - giriş mahiyetindeki fatiha dan sonra genellikle uzun surelerden kısa surelere doğru bir sıralama yapılmıştır. - sure ve ayetlerin sıralaması; iniş (nüzül ) tarihine göre yapılmamıştır. Sure sıralaması konusunda üç görüş vardır; 1- sıralamayı, allahtan aldığüı bilgiye dayanarak rasülüllah yapmış, daha sonra hz. Osman resmi mushafı buna göre tertip ettirmiştir. 2- sıralama, sahabenin ictihadına dayanmaktadır. Bu sebebledirki sahabenin ellerinde farklı sıralama yapılmış mushaflar mevcuttur. 3- uzun sureleri, “ha mim” ile başlayanları ve küçük sureleri hz. Peygamber sıralamış; geri kalanların sıralaması ise ümmete bırakılmıştır. - sonuç olarak, mushafın tertibinin hz. Peygamberin verdiği bilgiye dayandığı yönündedir. - ayetlerin tertibi ise; vahye dayanmaktadır. Mushafın ayetlerinin sayısı ise 6236 dır. - resmi emir üzerine, ilk defa ebul esved ed düveli(688) “noktalam” şeklindeki harekeyi icad edip kullandı. - nasır bin asım el leysi (708); harfleri birbirinden ayırmaya yarayan “noktalar” (icam) koydu. - hali bin ahmed (791); bugün kullanılmakta olan harekeleri ve noktaları belirledi. - muhammed bin tayfur es escavendi (1165); “secavend” denilen (durak) işaretleri koydu. - kuran; menzil, cüz, hizb, taşir gibi bölümlere ayrılmıştır. -kuranın bir suresinin hatta bir ayetinin bile benzerinin yapılamaması özelliğine, onun “icazı” denir. -icaz; aciz, çaresiz bırakmadır. - muciz; çaresiz bırakan - mucize; sıradan insanların yapamadığı, ancak peygamberlere allahın lutfettiği, olağanüstü fiiller, etkiler ve hallerdir. - icazül kuran kitapları; 1- cahiz, 2- rummani, 3- cürcani, 4- mustafa sadık er rafi, (kuranın kelimelerinde, terkib ve ayetlerinde hakim bulunan”musiki” ve “ses uyumu” üzerinde durmuştur.) 5- seyyid kutub (tasvir sanatını ön plana çıkarmıştır) 6- subhi es salih ( kuranın meydan okumasına konu teşkil eden muhtevasını ön plana çıkarmıştır) |
- kuran; hz. Muhammedin, peygamberliği (610 – 632) döneminde aldığı vahiyleri ihtiva eder.
- inen ayet ve sureler; hz. Pegamberin gözetimi altında, büyük bir titizlikle kayda geçirilmiştir.
- ı. Halife hz. Ebu bekir döneminde vukuu bulan yemame savaşında, çok sayıda hafız sahabinin şehid düşmesi üzerine, 633 de, hz. Peygamberin vahiy katiplerinden hafız sahabi zeyd bin sabite, hz. Peygamberin yazdırdığı kuran metinlerini, diğer hafız sahabilerin şaahitliğine de başvurarak bir “mushaf” haline getirme görevi verilmiştir.
- zeyd bin sabit; muhtelif malzemelere yazılmış bulunan kuran metinlerini “mushaf” haline getirmiştir.
- kuranın metni tertib edilirken, ayetlerin iniş sıraları veya konu bütünlüğü esas alınmamış, baştan beri hz. Peygamber tarafından öğretilen “tilavet” sırasına riayet edilmiştir.
- ııı. Halife hz. Osman döneminde, farklı bölgelerde kuran ayetlerinin farklı şekillerde okunması, ilk müslümanlarla islamayeni girenler arasında ihtilaflara sebep olmuştur.
- zeyd bin sabit in başkanlığını yaptığı bir komisyon; biri hilafet merkezinde kalmak, diğerleri farklı bölgelere gönderilmek üzere, hz. Ebu bekir döneminde toplanan “mushaf”a istinaden muayyen sayıda resmi mushaflar hazırlanmıştır.
- günümüze ulaşan en eski tam tefsir ise; hicri 150 devefat eden mukatil bin süleymana aittir.
- tefsir ilmi; kuranı açıklama görevini üstlennmiştir. Ilk tefsir çalışmaları;
1- el ferra,
2- ebu ubeyde, gibi dilcilere aittir.mushaf tertibini esas almışlardır.
- ibni cerir et taberi-à camiul beyan an tevili ayil kuran.
-rivayet tefsiri= rivayet ağırlıklıdır.
- dirayet tefsiri = rey ağırlıklıdır.
- gerek rivayet tefsiri gerekse dirayet tefsiri olarak değerlendirilen klasik tefsirlerde, kuranı baştan sona tefsir etmeyi amaçlayan ve mushaf tertibini esas alan bir yöntem izlenmiştir.
- tefsir çeşitleri:
1- fıkhi tefsir,
2- kelami tefsir,
3- işari tefsir,
4- lugavi tefsir,
5- felsefi tefsir,
6- şii tefsir,
7- ilmi tefsir,
8- edebi tefsir,
9- ictimai tefsir.
-bilinen ilk türkçe kuran meali samanoğulları lideri mansur bin nuh un döneminde yapılmıştır.
- osmanlı tefsir geleneğinde ise müstakil sure ve cüz tefsirlerinin yanı sıra zemahşeri, fahreddin er razi ve beyzavi gibi müfessirlerin tefsirlerine yapılan bir çok şerhle söz konusu eserler yeniden inşa edilmeye çalışılmıştır.
- türkçe meaal ve tefsir geleneğinin, tanzimat döneminde (1839 – 1876) başladığı söylenebilir.
- tefsiri meallerdeki çevirilier farsçadan türkçeye kazandırılmıştır.
- kamil miras ın teklifi ile tefsir yazma görevi elmalılı m. Hamdi yazır a tevdi edildi. 1926 da tefsir yazmaya başlayan hamdi yazır, 1938 de tamamlamıştır.bu tefsirin adı, hak dini kuran dili dir.
- kuran; harfleri bir araya getirip seslendirmek, okumak.
- kuran; hz. Muhammede vahiy yoluyla arapça olarak indirilen; allahtan geldiği, ezberden ve yazılı olarak aynıyla intikal ettiği konusunda şüphe bulunmaya müslümanca yaşamak isteyenler için hayat klavuzu olan ilahi kitapdır.
- aslı farsça olan peygamber, arapça da nebi- enbiya ve resul –rusül’dür.
- nebi; haber ve bilgi alan, getiren; yüksek ve şerefli.
- resul; elçi, aracı.
- pygamber; allahın mesajını insanlara ileten, hak dini tebliğ eden kimse.
-resul – mürsel; yeni bir kitap, yeni bir şeriat ile gönderilen peygamberlere denir.
- nebi – enbiya; önceki bir resule gönderilen kitap ve şeriatı tebliğ ile görevlendirilenlere denir.
- peygamberlerde beş ortak nitelik bulunur:
1- ismet: Günahtan korunmuşlardır.
2- fetanet: Akıllı ve zekidirler.
3- tebliğ:ahyi kullara iletirler.
4- emanet: Güvenilir.
5- sıdk: özü sözü bir
- ademe 10,
-şite 50,
-idrise 30,
-ibrahime 10,
-tevrat, zebur, incil, kuran.
- vahiy: Süratlice ve gizlice bildirmek.
- vahiy: Allahın peygamberlerine ulaştırdığı sözü, kelimesi, kelamıdır.
VAHYİN ŞEKİLLERİ;
1- VAHİY MELEĞİ CEBRAİL, BELLİ BİR ŞEKLE, İNSAN ŞEKLİNE GİREREK GELİR, BAŞKALARININ DA DUYUP ANLAYACAĞI TARZDA İLAHİ SÖZÜ PEYGAMBERE ULAŞTIRIR YA DA KENDİSİNE MAHSUS ŞEKLİYLE YALNIZCA PEYGAMBERE GÖRÜNÜR VE SÖZÜ ONUN İŞİTMESİNE UYGUN OLARAK KENDİSİNE ULAŞTIRIR.
2- HZ. MUSA YA TURİ SİNA DA VE MUKADDES VADİDE GELEN VAHİYDE OLDUĞ GİBİ, ULAŞTIRAN GÖRÜNÜR BİR ARACI OLMAKSIZIN İLAHİ SÖZ İŞİTİLİR. BU TARZ BİR VAHYE, MİRACDA HZ. PEYGAMBER DE MUHATAB OLMUŞTUR.
3- SÖZ, KALBE VE ZİHNE DOĞRUDAN VEYA CEBRAİL (RUHUL KUDÜS) ARACILIĞIYLA İLETİLİR, GÖNDERİLİR.
4- HZ. MUSA NIN ANNESİNE “BAŞINA BİR ŞEY GELMESİNDEN ENDİŞE ETTİĞİNDE ONU NEHRE BIRAK” DİYE VAHYETTİK, MEALİNDEKİ AYETTE OLDUĞU GİBİ, ALLAHIN İRADESİ İLHAM YOLUYLA BİLDİRİLİR, BURADA VAHİY, İLHAM MANASINDA KULLANILMIŞTIR.
5- “ VE RABBİN BAL ARISINA ŞÖYLE İLHAM ETTİ, AYETİNDE BİLDİRİLDİĞİ GİBİ ALLAH, BAZI YARATIKLARINI BELLİ BİR BİLGİ VE BECERİYE PROGRAMLAMIŞ, BU BİLGİ VE EYLEM BİÇİMİNİ ONLARIN TABİATLARININ BİR PARÇASI, TEMEL ÖZELLİĞİ KILMIŞTIR.
6- RÜYA YOLUYLA BİLDİRİLİR.
- ŞURA SURESİNİN 51. AYETİ, VAHYİN BÜTÜN ŞEKİLLERİNİ İHTİVA ETMEKTEDİR.
- VAHİY; YÜCE YARTICININ GENEL OLARAK VERLIKLARI, DİLEDİĞİ ÖZELLİKLERE VE HAREKET TARZLARINA GÖRE PROGRAMLAMASI, ÖZEL OLARAK DA İNSDANLARA ULAŞTIRMAK İSTEDİĞİ İLAHİ EMİR, YASAK VE HABERLERİN TAMAMINI VASITALI VEYA VASITASIZ BİR TARZDA, GİZLİ VE SÜRATLİ BİR YOLLA PEYGAMBERLERİNE İLETMESİDİR.
- VAHİYDE;
1- GİZLİLİK,
2- SÜRAT, ÖZELLİKLERİ VARDIR.
- VAHYİN MAHİYETİ, BİLİNMEZLLİK VASFIDIR.
- VAHİY, ÖZEL BİR İLETİŞİM ARACIDIR.
- VHİY; ALLAHIN KENDİ KELAMINI PEYGAMBERLERE ULAŞTIRMASIDIR.
- VAHİY; ÇEŞİTLİ DİLLERE ÇEVRİLEBİLECEK BİR İLETİŞİM ARACI, BİLGİ VERME VASITASIDIR.
- EHLİ SÜNNET KELAMCILARINA GÖRE; SÖZ (KELAM), ÖNCE ZİHİNDE OLUŞUR. SONRA KELİME VE SESLERE DÖKÜLÜR. YANİ SÖZ;
1- KELAMİ NEFSİ = ZİHİNDEKİ SÖZ,
2- KELAMİ LAFZİ = DİLDEKİ SÖZ DÜR.
- İLAHİ KİTAPLARDAKİ SÖZLERİN ZİHNİ OLANA DENK DÜŞEN KISMI, ALLAHIN SIFATI OLUP ASLA YARATILMAMIŞTIR, EZELİDİR VE EBEDİDİR.
- VAHYİN DİLDEKİ SÖZE DENK DÜŞEN KISMI İSE YARATILMIŞTIR.
- İLAHİ – NEFSİ KELAMIN BELLİ BİR BEŞERİ DİL İLE OLMAMASIDIR. BEŞERİ DİL İLE OLAN, LAFZİ KELAMIDIR.
-HZ. PEYGAMBERİN ZAMANINDA VE HUZURUNDA, KURANIN TAMAMI YAZILMIŞ OLMAKLA BERABER, DAĞINIK MALZEME ONUN DÖNEMİNDE TEK BİR CİLTTE TOPLANIP, MUSHAF HALİNE GETİRİLMEMİŞTİR. BUNUN SEBEBLERİ İSE;
1- SURE VE AYETLERİN GELİŞ ZAMANLARI İLE MUSHAFTAKİ SIRALAMA AYNI DEĞİLDİR.
- ALLAH PEYGAMBERİNE, AYETLERİN VE SURELERİN İLERİDE CİLT HALİNE GETİRİLİRKEN UYGULANACAK SIRALAMA ŞEKLİNİ DE BLDİRMİŞTİR.
- AYET VE SURELERİN GELİŞİ, O SIRADA YAŞAYAN VE KURANA MUHATAP OLAN FERTLERİN VE GENEL OLARAK TOPLUMUN İHTİYAÇLARINA GÖRE OLMUŞTUR.
2- AYETLER, HER ZAMAN, SURELERİ TEKRARLAYARAK GELMEMİŞ, İHTİYAÇ VE DURUMA GÖRE FARKLI SURELERE AİT AYETLERİN PEŞPEŞE DE GELDİĞİ OLMUŞTUR. BU SEBEBLE, GELİŞ SONA ERMEDİKÇE KURANI NİHAİ SIRALAMAYA GÖRE BİR KİTAP VE CİLT ŞEKLİNE SOKMAK MÜMKÜN DEĞİLDİ.
3- KURANIN NÜÜZÜLÜ, YAKLAŞIK YİRMİ ÜÇ YILLIK BİR SÜRE İÇİNDE TAMAMLANDIKTAN SONRA HZ. PEYGAMBER, ÇOK AZ (İKİ AYDAN BİRAZ FAZLA VEYA BUNDAN DAHA AZ) YAŞAMIŞ,BİLDİĞ VE BİLDİRDİĞİ SIRALAMAYI YAPIP, KİTABI MUSHAF HALİNE GETİRMEYE VAKİT VE İMKAN BULAMAMIŞ, BUNU KENDİSİNDEN SONRA GELENLERE BIRAKMIŞTIR.
- HİCRİ 12., MİLADİ 633 DE SAHTE PEYGAMBER MÜSEYLİME YE KARŞI YAPILAN YEMAME SAVAŞINDA ŞEHİD DÜŞEN ÇOK SAYIDA MÜSLÜMAN ARASINDA SAYISI YÜZLERLE İFADE EDİLEN KURAN HAFIZI VE OKUYUCUSU BULUNUYORDU.
- HZ. ÖMER; HALİFE HZ. EBU BEKİRE BAŞVURDU. MUSHAFLAŞTIRMA GÖREVİNİ ZEYD BİN SABİT ÜSTLENDİ.
- ZEYD BİN SABİT; “ HURMA DALLARININ UYGUN YERLERİNDEN, DÜZ TAŞLARDAN VE İNSANLARIN HAFIZALARINDAN TOPLAMAK ÜZERE KURANI ARAŞTIRMAYA KOYULDU. BU SURETLE DERLENMİŞ OLAN SAYFALAR, VEFATINA KADAR HZ. EBU BEKİRİN YANINDA KALDI, SONRA DA ONUN KIZI HAFSA NIN YANINDA KORUMA ALTINA ALINDI.
- HZ. EBU BEKİRİN TALİMATI UYARINCA ZEYD BİN SABİT; İNSANLARIN YAZILI VEYA EZBERDEN GETİRDİKLERİ KURAN PARÇALARINI ŞU ŞARTLARDA KABUL ETMİŞTİR;
1- İLGİLİ ŞAHIS ONUI RAsülüllahın huzurunda yazmış olacak,
2- buna dair iki ŞAHİT GETİRECEK,
3- GENEL OLARAK HALKIN EZBERLEDİĞİ VE BİLDİĞİNE UYGUN BULUNACAK.
- ABDULLAH BİN MESUD UN TEKLİFİ İLE “MUSHAF” ADI VERİLEN BU NÜSHA, ŞÜPHEYE YER BIRAKMAYACAK ÖLÇÜDE TİTİZLİKLE TOPLANMIŞ, TERTİPLENMİŞ, YAZILMIŞ VE YEDİ HARFİ İHTİVA ETMİŞ BULUNUYORDU. BU NÜSHADA (MUSHAF) AYETLER; GELİŞ SIRASINA GÖRE DEĞİL, RASÜLÜLLAHIN BİLDİRDİĞİ NİHAİ SIRALAMAYA GÖRE VE AİT OLDUKLARI SURELERE YAZILMIŞTIR.
- ERMENİSTAN VE AZERBEYCAN FETİHLERİNDE BULUNAN HUZEYFE BİN YEMAN; HZ. OSMANA KURAN KIRAAT FARKLILIKLARININ PROBLEM ÇIKARTTIĞINI ANLATTI.
kaynak:http://www.dibpersonel.com/diyanet-mbsts-ve-yeterlilik-sinavlari-ile-ilgili-tum-dokumanlar/
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder